Haberler

18.05.2021

Pandemi Döneminde Çocuğun Ruhsal Süreçleri Konulu Veli Seminerimizi Gerçekleştirdik.

İlkokul velilerimizin katılımına yönelik olarak çevrim içi ortamda gerçekleştirdiğimiz, pandeminin çocuklar üzerinde yarattığı olumsuz etkilerin ve çözüm önerilerinin konuşulduğu "Pandemi Döneminde Çocuğun Ruhsal Süreçleri" konulu seminerimizde Uzman Dr. Neslihan Zabcı ile bir araya geldik.

Pandemi Döneminde Çocuğun Ruhsal Süreçleri Konulu Veli Seminerimizi Gerçekleştirdik.

Dr. Natuk Birkan İlkokulu ve Beylerbeyi İlkokulu velilerimizin katılımıyla gerçekleştirdiğimiz "Pandemi Döneminde Çocuğun Ruhsal Süreçleri" konulu seminerde Uzman Doktor Neslihan Zabcı'yı ağırladık.

Uzman Dr. Neslihan Zabcı, konuşmacı olarak katıldığı seminerde pandemi nedeniyle evlerde kaldığımız, eğitim dahil tüm süreçleri evden yürüttüğümüz bu dönemde çocukların ruh sağlığını korumak ve kaygılarını azaltmak amacıyla yapılması gerekenlere ilişkin önerilerde bulundu. Pandeminin çocuklar üzerinde yarattığı olumsuz etkilerin ve çözüm önerilerinin konuşulduğu seminerde, pandemi sürecinde evde yeniden şekillenen kurallar ve sınırlar, uzaktan eğitim süreci, teknoloji kullanımı, çocuklarda kaygı yönetimi ve çocukların ruhsal süreçleri konuları konuşuldu.

Uzaktan eğitim süreciyle çocukların okuldaki öğrenme ve yaşıtlarıyla sosyalleşme ortamlarından uzak kalıp,  anne babalarıyla aynı evin içinde daha çok vakit geçirmesiyle ortaya çıkan yeni düzen karşısında çocukların değişen ruh dünyalarına ilişkin önemli bilgileri velilerimizle paylaşan Zabcı, pandeminin çocukları olumsuz yönde etkilediğini ifade ederek şunları söyledi: "850 anne babanın katılımıyla bir araştırma yaptık. Bu sonuçlara göre, pandemi sürecinde çocukların yüzde 58'inde daha önceden gözlemlenmeyen hırçınlık, sık ağlama, inatçılık, tik, öfke artışı gibi birtakım semptomların pandemi sürecinde ortaya çıktığı ifade edildi. Bu semptomlar ruhsal gerilimin fiziksel yolla kendini göstermesi olarak yorumlanabilir. Kalan yüzde 40’da ise herhangi farklı bir semptom olmadığı gözlemlendi. Bu yüzde 40'lık dilimdeki çocukların özellikleri neydi? Anne ve babaların kapsayıcılığı. Çocuğun bu kaygıları karşısında var olan negatif duyguları karşısında dinleyen ve bu duyguları dönüştüren, onlara anlam atfeden anne babalar çocuklarını daha kolay yatıştırabildi.”

Zabcı, "Pandemi sürecinde evde özgürlüklerin biraz artması gerekiyor."
Pandemi sürecinin çocuklarda kaygıları tetiklediğini ifade eden Zabcı şöyle devam etti; "İnsanoğlunun bilinçdışı üç kaygısı vardır, bunlar bastırılmıştır ve tetiklenmezse orada kalır. Nedir bu kaygılar? Ölüm, yalnızlık ve nüfuz edilme kaygıları. Pandemi, bu üç temel endişenin ortaya çıkmasını tetikledi. Çocuklar pandemi sebebiyle kendilerine bir şey olmasından korkmaya başladı. Ailelerinden birine bir şey olursa yalnız kalırım kaygısı taşımaya başladı. Bu kaygılar arasında nüfuz edilme meselesi en önemlisi. Çocuklar pandemi öncesinde okula devam ederken çantasını alıp okula gidiyordu. Okul, çocukların tek başına var olduğu, kendilerini özgür hissettikleri tek alandı. Ancak pandemiyle birlikte, anne ve babalarıyla aynı evin içinde devam ettikleri uzaktan eğitim sürecinde okuldan uzak kalan çocuklar, kendilerini kısıtlanmış hissettiler. Sürekli evin içinde ve anne babayla olma hali, çocuklarda okulda yaşadığı bireyselleşme ve özgürlük hissi duygusuna sekte vurdu. Bu dönemde evde özgürlüklerin biraz daha artması gerekiyor. Örneğin aç değilse yemek için zorlamamalısınız, yemek çeşitleri konusunda tercihi ona bırakmalısınız, yeme konusunda seçim özgürlüğü, erteleme hakkı verilmesi gerekir. Ödev konusunda çocuklara baskı yapmayın. Ertelemek istediğinde onlara bir miktar erteleme hakkı tanıyın." 

Uzaktan eğitim sürecinde çocuklara evde uygulanacak kurallara ilişkin de konuşan Zabcı, "Evde olsa da okulun ve derslerin devam ettiğini, bu süre zarfında okuldan fiziksel olarak uzak olduğunu ama ders saatlerinde aynı kuralların geçerli olduğu vurgusu ebeveynler tarafından çocuklara yapılmalı. Çocuk ders esnasında sıkıldı ve çizgi film izlemek istedi, buna karşı ailelerin bu durumu kabullenmemesi gerekiyor. Bu tür durumlarda çocuklarla konuşarak onları motive ederek uygun bir üslupla konuşmaları ve ikna etmeleri gerekiyor. Örneğin, "Biliyorum, çok sıkıldın ama şu an dersin devam ediyor. Dersin bittiğide izleyebilirsin." gibi ifadelerle çocuğun derse motivasyonu tekrar sağlanabilir" dedi. 

"Empati her kapıyı açar. Ütopik olmayın." 
Uzaktan eğitim sürecinde anne babaların yaşadığı endişelere de değinen Zabcı şu önerilerde bulundu: "Empati her kapıyı açar. Son dönemde aileler, şu ders önemli şu ders değil diye sınıflandırarak büyük hata yapıyor. Okulda böyle bir seçenek yoksa evdede olmamalı. Bazı sınırlar esnememeli. 6 yaşından itibaren çocuklar, tüm derslere girmesi noktasında anne, baba ve okul tarafından teşvik edilmeli. Bunun yanı sıra  çocukların akademik faaliyetleri sırasında anne ve babanın yanında, aynı ortamda olması da doğru değil. Okul, çocuğun bireysel alanıdır. Uzaktan eğitim sürecinde zaten kısıtlandıklarını düşündükleri bireysel alanlarına, anne baba tarafından müdahale edildiğinde, çocukların derslere olan ilgisi azalacak, ders çalışma konusunda dirençleri artacaktır. Anne ve babaların şöyle endişeleri oluyor; online derslerde dersin tamamını dinlemiyor, dikkati dağılıyor. Ütopik olmaktan kaçınalım. Çocuklar 45 dakika boyunca okulda da dersleri pür dikkat dinlemiyor. Bu konuda kendinize çok yüklenmeyin." 

"Ödev konusunda baskı yapmayın, destek olun."
Çocukların ödevlerini yapma konusunda anne babaların müdahaleci olmak yerine teşvik edici bir tutum sergilemesi gerektiğini ifade eden Zabcı ebeveynlere şu önerilerde bulundu: "Ödev konusunda aileler ne kadar çok müdahale eder, emir kipi ile konuşursa, programı ne kadar çok anne baba oluşturursa o çocuk ödevini yapmak istemez. Emir kipi yerine soru sormanızı öneriyorum. Direktif onda olmalı, aile takip etmeli, ilgili davranmalı ama baskı yapmamalı. Ancak bu çocuklar uzun vadeli akademik başarı elde eder. Baskı yapılan çocuklar ilkokulda bir başarı elde etmiş olsa bile ortaokulda bir düşüş yaşanabilir. Ödevini yapmamak gibi bir seçenek olmadığını uygun bir dille ifade etmek gerekir. Yani destek, dayanak, ilgilenmek evet ancak tehdit, ceza, zorlama asla yapılmamalı."

"Çocuklar yaş düzeyine uygun bilgisayar oyunları oynayabilir."  
Seminerin sonunda velilerimizin sorularını da yanıtlayan Zabcı, çocuklarda teknoloji kullanımının bir sınırı olmalı mı sorusuna şu yanıtı verdi: "Bütün dünyada ruh sağlığı uzmanlarının ortak bildirdiği bir görüş var, o da; bu dönemde teknoloji konusunda daha esnek olunması gerektiği. Çocuklar, yaşına uygun bilgisayar oyunları oynamalıdır, çünkü bu tür oyunlar çocukların agresif deşarjını kolaylaştırır. Bizim, teknoloji kullanımını kısıtlamak yerine bu makineye hükmetmeyi çocukluk yaşta onlara öğretmemiz lazım. Yaşlarına uygun oyunları oynasınlar ama kendisine belirlenen sürede bu oyunu bırakmayı, ara vermeyi öğrenmeli, bunun gerekliliği ve önemi çocuklara anlatılmalı. Bu disiplini erken yaştan itibaren edinmeleri gerekiyor. Zararlı olan çocuğun tüm gün ekran karşısında uyuşmuş olan çocuktur. Çocuklar ekranı kapatabiliyor, gün içinde farklı şeylerle ilgilenebiliyor ve kendini kontrol edebiliyorsa ekranda bir miktar vakit geçirebilir, oyunlar oynayabilir." dedi. 

"Çocuklara internet kullanımı konusunda 3 altın kuralı mutlaka öğretin."
Çocukların cep telefonu ve sosyal medya kullanımına da değinen Zabcı, çocuklarda cep telefonu sahibi olma yaşı olarak minimum 9 maksimum 12 yaş kuralının geçerli olduğunu ifade etti. Zabcı şöyle devam etti: "Çocuklarda 12 yaştan itibaren ergenlik başlar ve ergenlik çocuklarda sosyal hayatın çok önemli olduğu bir dönemdir. Bu yaşta çocuğun bir cep telefonu yoksa sosyal hayatın dışında kalır. Özellikle kız çocuklarda ergenlik daha erken başlıyor. Bu dönemde kız çocuklarında konuşma, iletişim gibi konular daha ön planda oluyor. Dolayısıyla, cinsiyete bağlı olarak 9 yaşından itibaren çocuğun sosyal ihtiyaçları giderek başlıyor. Çocukların cep telefonu talebi karşısında anne ve baba, bu yaş aralığındaki çocuğun sosyal ortamına göre karar verebilir. Örneğin sınıfında yüzde 70-80 oranında arkadaşları arasında cep telefonu kullanımı varsa çocuğa cep telefonu alınabilir. Çünkü, alınmazsa kendisini dışarıda hisseder. İnternet kullanımına gelince minimum 12 yaştaki bir çocuk anne baba kontrolü olmaksızın serbest internet dolaşımı yapabilir. 12 yaştan önce internet kullanımı kesinlikle anne babanın kontrolünde olmalıdır." 

İnternet kullanımı konusunda çocuklara 3 altın kuralın öğretilmesi gerektiğinin altını çizen Zabcı, kuralları şöyle sıraladı:

1. İnternete koyduğun yazı ya da fotoğraf her şey yayılabilir. İnternette özel diye bir şey yoktur.

2. İnternette insanlar kendini farklı tanıtabilir. 

3. İnternette geri dönüşüm yoktur. Bir şey yazarsın ya da fotoğraf eklersen o orada kalır. Silemezsin. Sen sildiğini sanırsın ama o bilgiler orada kalır.

 

 






Merhaba
Soru ya da önerilerinizi yazabilirsiniz.
kapat